Prof. Dr. Kurugöl’den yeni varyant uyarısı: Aralık ve ocakta büyük artış olabilir

HomeHaber

Prof. Dr. Kurugöl’den yeni varyant uyarısı: Aralık ve ocakta büyük artış olabilir

my-portfolio

Kovid-19 salgınında bugüne kadar tespit edilen, 'en çok mutasyona uğramış varyant' olarak da bilinen 'Nu' varyantı ile ilgili açıklamalarda ...

AB Komisyon Başkanı Von der Leyen koronavirüs aşısının zorunlu tutulmasından yana
Türkiye’de son 24 saatte 26 bin 99 yeni vaka tespit edildi, 157 kişi hayatını kaybetti
‘Sırbistan’ı ezdirmeyiz, Djokovic’i yedirmeyiz’ tepkisine, Avustralya’dan ‘Gitmekte serbest’ yanıtı

Kovid-19 salgınında bugüne kadar tespit edilen, ‘en çok mutasyona uğramış varyant‘ olarak da bilinen ‘Nu‘ varyantı ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Zafer Kurugöl, daha evvel tekrar Güney Afrika’dan çıkan ‘Beta‘ üzere aşılara, antikorlara ve ilaçlara daha dirençli olma, bağışıklık sisteminden de kaçma mümkünlüğü bulunduğu için yeni varyantın dert verici olduğunu söyledi.

Nu‘ varyantı için alınması gereken tedbirlerin başkalarından çok da farklı olmadığına dikkat çeken Kurugöl, “Elimizdeki silahlar aşikâr. Birincisi aşı başkaları maske, ara ve el paklığı. Son günlerde maalesef maske kullanımına daha az ehemmiyet veriyoruz. Daha çok değer vermeliyiz. Aşılanmalı, kurallara uymalıyız. Ülkemizde salgın bitmiş havası var. Halbuki salgın sürüyor, her gün 200’den fazla canımızı yitiriyoruz. Yeni tedbirler almazsak yeni bir dalganın ülkemize gelme mümkünlüğü çok yüksek. Aralık ve ocak aylarında çok büyük bir artış olabilir. Güney Afrika ve birtakım ülkelerden ülkemize girişler yasaklandı. Bu çok yanlışsız. Ayrıca bu ülkelerden son 2 hafta içinde gelenlerin saptanıp test yapılarak karantinaya alınması gerekiyor” diye konuştu.

‘Diğer varyantlardan çok farklı’

Kovid-19’la mücadelede tüm dünya olarak iyi konumda olunmadığını belirten Prof. Dr. Kurugöl, “Almanya, Hollanda ve Belçika gibi birçok Avrupa ülkesinde belirgin vaka artışları var. Bu olumsuz haberlere bir de Güney Afrika’dan gelen yeni bir varyant eklendi. Bu yeni varyant şimdiye kadar bildiğimiz diğer varyantlardan çok farklı bir profile sahip. Salgının başladığı Wuhan’dan çıkan virüse göre daha fazla farklılık gösteren bir varyant. Şu an için ‘B1.1.529’ olarak isimlendirilen bu varyant, Güney Afrikalı bilim insanları tarafından geçen hafta içinde bildirildi. Bu varyant, virüsün bağlandığı reseptöre daha güçlü bağlanıyor. Yani daha fazla bulaşıcı olma olasılığı yüksek” dedi.

‘Çoğalma daha hızlı’

Yeni varyantın daha hızlı çoğaldığını belirten Prof. Dr. Kurugöl, “Daha önce yine Güney Afrika’dan çıkan ‘Beta’ gibi aşılara, antikorlar ve hatta ilaçlara daha dirençli olma, bağışıklık sisteminden kaçma olasılığı var. Bunlar birleşince yeni varyant bizlere, kaygı veriyor. Rakamlara baktığımızda Güney Afrika’da 100’lere kadar düşen vaka sayısı, 1 hafta içinde 3 binlere çıktı. Yeni varyant Güney Afrika dışında komşusu Botswana, İsrail ve Hong Kong’da görüldü. Hong Kong’a Güney Afrika’dan giden bir kişi havaalanında hastalığı bulaştırdı. Oturduğu bölge karantinaya alınmasına rağmen vakalar oluştu. İsrail’de de vakalar görüldü. Bu vakalarda aşılı olmalarına rağmen yeni varyant hastalık yaptı” açıklamasında bulundu.

‘Aşılama yeterli değil’

Aşılanma oranlarına da değinen Prof. Dr. Kurugöl, “Aşılama oranlarında belli bir seviye çıksak da özellikle çocuk ve genç aşılanmasında gerideyiz. Aşılama oranımız istediğimiz seviyede değil. Birçok aşılı kişide de aradan geçen zaman nedeniyle koruyuculuk azaldı. Bu kişilerin hızla hatırlatma dozu olması gerekir. Önümüzdeki günlerde aşımız Turkovac’ın da devreye girmesiyle aşılama oranlarımız artacaktır. Umudum bu yönde” dedi.

Hastalığın Güney Afrika’da çıkışıyla ilgili ise Kurugöl, “Aşısız kronik bir hasta, AIDS hastasında ortaya çıktığı düşünülüyor. Hasta aşısız olduğu ve süreç uzun sürdüğü için çok sayıda mutasyon sonucu bu yeni varyant ortaya çıktı. Bilindiği gibi virüs, insan vücudunda mutasyona uğrayarak yeni varyantlar ortaya çıkıyor. Yeni, tehlikeli varyantları önlemenin yolu toplumda bulaşın önlenmesi, bunun için aşılama oranının artması, tüm nüfusun yüzde 80’inin aşıyla bağışık olması gerekiyor” diye konuştu.